kahve dünyası

12/4/2008 · Kategori: hayattan

Bugün aşkımla bağdat caddesindeki kahve dünyasında oturduk, çok güzeldi, çikolata fondü yedim muz ve çilek eşliğinde, bu kahve dünyasında ne yapsam mutlu oluyorum

:)

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

araba- kahve

11/4/2008 · Kategori: hayattan

bu aralar kendimi çoook iyi hissediyorum,

1- Eskisi gibi kitap okumaya başladım(haftada bir kitap)

2- En son 2003te yaptığım bir kaza sonucu vazgeçtiğim araba kullanma sevdasına tekrar başladım.(üstelik o zaman Antalyadaydım, şu an İstanbul da kullanıyorum.)

3-Ve son olarak bugün arabayla çok sevdiğim iki arkadaşımı arabayla Ömür Plazaya(eve yakın ama olsun) kahve içmeye götürdüm.

 

Hayatımda kahvenin çok önemli bir yeri var, kahve içmek hele bir de sevdiklerimde sohbet ederek kahve içmek çok mutlu ediyor beni,hani bir de kahve için çıkmışsak, bir de filtre kahve içiyorsam deymeyin keyfime.Kafeinden midir , yoksa çocukluğumdan bu yana annemin sabah kahvaltısının üstüne mutlaka Türk kahvesini yapıp zevkle içtiğini gördüğümden midir nedir, kahveye karşı büyük bir zaafım var.

Evde kahvem bitince Eminönüne gidip, Kahve dünyasında, aromalı hazır kahvelerin tüm çeşitlerinden 50şer gram alırım, eve gelirken elimdeki poşetin varlığı bile mutlu eder beni,Akşam su ısıtıcımda su hazırlayıp, sadece bu kahveleri içmek için aldığım fincanlarımda, yanına da yine kahve dünyasından aldığım kahveli çikolatalar, oooh balkonumda kokusunu içime çeke çeke, sonsuz bir keyifle içerim kahvemi.

Kahvenin kırk yıl hatrı var mı bilmem ama, en güzel sohbetler kahve eşliğinde yapılıyor bence.Ya da kafeinle beraber mi sohbetler daha güzel geliyor bilmiyorum. Ama dediğim gibi anneme:

---Öf anne hergün kahve içiyorsun selülit patlaması yaşayacaksın ben de sana hatırlatacağım bu kahveleri diyen ben, mayonez yerken, tuzu fazla kullanmayıp selülit hesabı yapan ben, anasının kızı oldum, kahve düşkünü oldum, Ama bugün arabanın direksiyonunda ben (ilk kez çıktım) , starbucks a yol aldım, bir de oturup Latte içtim ya , beyaz çikolata kremalı,mükemmel bir sohbet eşliğinde,değmeyin keyfime...

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (6) Yorum yaz!

kütüphane-gül abla-kitap bencili ben

7/4/2008 · Kategori: kitaplar

 

Çocukluğumda -sanırım ilkokul 3.sınıfta- okulumuza çok yakın bir kütüphane vardı, annem o kütüphaneye üye etmişti beni. kütüphane görevlisi GÜL ABLA, bana Rıfat ılgaz'ın Hababam Serisini tavsiye etmiş, ben de ilk kitaptan itibaren okumayı çok sevmiş, her gün okul çıkışı GÜL ABLA'nın masasının karşısında, çocuk kitapları bölümünün önünde serinin farklı bir bölümünü okur olmuştum. Üstelik bu iş beni o kadar mutlu etmişti ki, akşam eve gittiğimde anneme okuduğum kitabı anlatırken büyüyünce nasıl kütüphane memuru olabileceğimi soruyordum.

Kitap okumamı destekleyen annem, çok memnun kalmıştı bu hayalimden. Üstelik onu da kitap satın almaktan kurtarmıştı bu hayalim, okul çıkışı koşarak kütüphaneye gidiyor, önce kitaplara bol bol el sürüyor, sonra kokluyor, sonra da seçiyordum, o zamanlarda kitapların hepsi aynı kapla kaplanırdı,mavi ya da kırmızı arasına krem renkli sırt kısımlarında da siyah üzerine kitap adı ve yazarı yazardı. Bir de o kitapların kokusu!!O koku içine almıştı sanki beni, bir kitabı okumak için seçmişsem eğer, daha fazla kokluyor, önce kokuda kaybolup sonra okuyordum.Kütüphanede de o koku hakimdi. Okurken o hayal alemine girer kaybolur, bitişinde mutlu çıkışımı o kokuyla yapardım.Sayfaları da kalın olurdu kütüphane kitaplarının.. Yani her ne olursa olsun kutsal gelirdi bana o kütüphanede. KOKUSU, SAYFALAR, KAPAK, GÜL ABLA, SANDALYELERİ, AYNI AMAÇLA GELEN BAŞKA İNSANLAR. HERŞEY KUTSALDI O KÜTÜPHANEDE.

Bugün o kütüphanenin planını çok net hatırlıyorum, uzun dikdörtgen kütüphanenin kenarlarını kitaplar, ortasını da okuyucu masaları kaplardı. GÜL ABLANIN masası kapının tam karşısında kitapların önündeydi. O gün onun o kadar kitap üzerinde söz sahibi olması, okumak isteyenin önce GÜL ABLAYA uğraması,sanırım ona duyduğum hayranlığın nedenlerinden biriydi. Belki de bu söz sahibi olma durumu benim bugün bile büyük kütüphane sahibi olan insanlara duyduğum hayranlığın nedenidir aynı zamanda.

 

 

 

Neyse , kimseler kusuruma bakmasın, okudum bu kitabı; başkalarına vereyim,evde yer kaplamasın diyenlerden değilim ben, okuduğum kitabı tekrar okumak da isterim, evimde raflarında onları görmek ,tozlarını almak da isterim.

Hiç kitap olmayan, kütüphanesi olmayan evler de garip gelir bana, bir eve ilk girişimde, buzdolabından, dvd sinden önce kitaplığının yokluğu hissettirir bana kendini.

Hem niye başkasına vereyim canım, nerden bileyim kitaplarla benim gibi aralarında bir bağ kuracaklarını, onları koklayacaklarını, sayfası kıvrılmasın diye, ayracı koyduktan sonra bile tekrar sayfa kıvrılmış mı diye kontrol edeceklerini.

Hem ben GÜL ABLA olamasam da kitaplarımın çok olmasını isterim, onları biriktirmekten de sıralamaktan da memnunum, evet ben bir kitap benciliyim.Evdeki beyaz eşyayı isteyin, bibilolarımı isteyin ama kitaplarımı istemeyin benden.Bir devlet kütüphanesinde memur olamam belki artık, ama kendi kütüphanemin memuru olabilirim.

:) :) :)

Kalıcı Bağlantı Yorum (17) Yorum yaz!

mehmet güreli- kimse bilmez

28/3/2008 · Kategori: hayattan

hava sıcaklıkları değişiyor ya sık sık , başladı tansiyonum inip çıkmaya, üzerimde de ya aşırı bir mutluluk hali ya da aşırı karamsar, yine bir şarkıya takılıp kaldı yüreğimin oltası, dinleyip dinleyip yüreğimin yaralarını kanatıyorum.sözleri aşağıda şarkıyı mutlaka dinlemenizi öneririm.

Bulut geçti
Gözyaşları kaldı çimende
Gül rengi şarap
İçilmez mi böyle günde
Seher yeli

Eser, yırtar eteğini gülün
Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün

Bu yıldızlı gökler
Ne zaman başladı dönmeye
Kimse bilmez

 

sözler hayyama ait , müzik: mehmet Güreli

 

dinlemek için tıklayın.

http://www.youtube.com/watch?v=nX02xDgMkmo

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

Eskiden

27/3/2008 · Kategori: hayattan

 

ESKİDEN

Ne güzel insanlar vardı eskiden.
Çocukluğumuzu kaplamışlardı.
Bize masal anlatırlardı
Cinlerden, perilerden.
Büyük anneler, büyük babalar vardı.
O zaman hepsi uzaktı ölümden.
Hem sevdirir hem korkuturlardı.
Acı hikâyeleri bile tatlı başlardı.
Demek bunun için gittiler hikâyelerden.
Ne güzel insanlar vardı eskiden.

Ne güzel şarkılar vardı eskiden.
Gençliğimizi donatırlardı.
Hep iyi şeyler hatırlatırlardı
Geçip gitmiş devirlerden.
Sevgi ve ümid yaratırlardı.
O zaman her şey uzaktı ölümden.
Yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
İster istemez saadet taşardı
Gamsız günlerimizden.
Ne güzel zamanlar vardı eskiden.

 

Özdemir Asaf




 

Çocukluğumda annemin işinden dolayı iki yıl anneannemlerde kaldım ,

 dedem de animde (ona hep böyle seslenirdim .) bana çok iyi davranırlardı ,

şehirde büyümüş ve görücü usulü ile evlenip sonradan birbirine aşık olmuş iki insandı onlar ,

iki aşıktı desem daha doğru olacak sanırım ,

 ani ne zaman:

-Selehattin hadi ekmek almaya  . dese , dedem hemen :

-Ben hanımım olmadan bir yere gitmem , üzerine bişeyler giy de ,

hem şöle bir yürüyüş yaparız der;

anneannem biraz mahcup , biraz mutlu :

-Eh ,iyi bari ben gelmesem sen gitmezsin şimdi ,deyip , giyinmeye odasına giderdı ,

sonra yaşlarının gereği emin ve yavaş adımlarla evden yollanırlardı ,

 ben onlarla gitmek istemezdim ,

bilirdim çünkü iki adım sonra dedem elele tutuşmak isteyecek

ama ani ben yanlarındayım diye ,bu teklifi kabul etmeyecekti.

Onların çıkmasıyla balkona koşar , arkalarından bakar ,

dedemin ,yorgun ve pamuk rengi elleriyle aniye uzandığını ;

anininde önce kaçıp sonra da elini tuttuğunu görüp memnun olurdum.

 

Onların aksine annem ve babam hep çatışma halindelerdi , eve hiç gitmek istemez ,hep anneannemlerde yaşamak isterdim ,

 çünkü pek çok yaşlı evinin aksine onların evi her zaman çok eğelenceliydi.

Çorabına oynanan bol kahkahalı tavlalar ,

mutfakta yemekten aşırırken yakalanan dedemin evin içindeki koşmaları, sürekli ama yalnızca dedemin oturduğu ,uyuduğu ,tv izlediği ,gazete okuduğu ,--şimdi bile baktığımda hala onu oturuyor gibi gördüğüm ---koltuğu 

ve

oyunlarımda yan rolleri almayı hiç reddetmeyen dedem ve anneannem ....

 o evde o kadar çok anım var ki , o kadar çok mutluluğum .

Beni liseyken bırakmış olmalarına ragmen ki belirteyim

,___gidişlerinin aralarında iki yıl var çünkü yalnız yaşayamayacak kadar bağlılardı birbirlerine__

 

hala acıları taptaze duruyor , düğün davetiyelerini dağıtmak için gittiğimde ziyaret ettim onları ,

 ikisi de öölece yatıyorlardı .

Ne dedemin esprileri vardı ne de aninim utangaç mutluluğu ,

hayatımda ne zaman çok mutlu bir anım olsa ya da

ne zaman çok üzgün bir anım olsa, siz olsaydınız böyle olmazdı diyorum .

En çok belki de ilk kez bu kadar yürekten düğün günümde olmalarını diledim , onlar beni güçlü ve dayanıklı yetiştirdiler diye gurur duyarlardı oysa ben tüm gücümü onlardan alıyormuşum.

Ani bak torunun evlendi , bir evi oldu , görmeye gelmeyecekmisin , dede hadi Denize de damat diye seslenip şakalar yapsana , kokunuzu bile çok özledim , ya elleriniz nerdeler , dede ordada anneannemin peşinden gidip ellerinden tutuyormusun ? anneanne yine ekmek almaya git deyip seni çağırmasına bozulmuş gibi yapıp hangi entarimi giysem diye düşünüyormusun,

Sizi çok özledim,

Hep o,  sizden öğrendiğim sevgimle

 

 

 

 

 

------------------------------------

8-8-2006 da yazmıştım bu yazıyı ama az önce balkahveyi ziyaret ettim öyle bir yere dokundu ki ,blogu açınca onları tekrar görmek ve bu yazıyı tekrar paylaşmak istedim.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (20) Yorum yaz!