korkusuz (fearless)

17/8/2006 · Kategori: Sefgilim ve ben

 

Sefgilim ve ben uzun bir aradan sonra yine sinemaya gittik ,korkusuz filmine, eleştirmenlerden tam not alan filme , birini tophane de , birini de evimizin yakınındaki çay bahçesinde yaptığımız tavlaların sonunda karşılıklı olarak kazandığımız kotları almaya gittiğimiz olıvıumda izledik.

 

Tür : Dram /Aksiyon

Yönetmen: Ronny Yu
Oyuncular: Jet Li, Nakamura Shido, Michelle Yeoh, Collin Chou

Yapım : 2006 / Hong Kong ,ABD

Huo Yuanjia, çok tanınmış bir dövüşçü olan babasının herkesin önünde yenilmesinden duyduğu utançla gelecekte çok büyük bir dövüşçü olmaya yemin eder. Yıllar sonra amacına ulaşsa da, yaşadığı büyük bir trajedi, hayatının ciddi şekilde sarsılmasına neden olur.

 

Arkabahçem filmden ne anladı ?

efem filmde çocukluğunda babasının kendi hatası yüzünden kaybettiğini gören ve dövüş sanatlarını öğrenip en güçlü olmayı hayal eden bir çocugun büyüdüğünde bu hırsı yüzünden yaşadığı trajedi ve bu trajediden sonra akıllanmasını konu alıyor.

 

Arkabahçem bu filmi önerir mi ?

filmin ilk perdesi tamamen dövüş sahneleri ile geçiyor , ikinci perdede ise kahramanın psikolojik dünyasına yaptığı yolculuğu konu alıyor.

sefgilim ilk perdeyi ben ikinci perdeyi beğendim (doğal olarak ) eğer dövüş sahnelerini seviyorsanız bu filmi izleyin , çünkü sahneler gayet gercekçi ve güzel çekilmiş.

 

Kurgu nasıl çıkmış?

Çİn savaş Sanatları Ustası Huo YUanjia 'nın (1869-1910) hayat hikayesinden uyarlanmış. 

Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!

arkabahcem yemek tarifi veriyoooooor ,dikkat dikkat

17/8/2006 · Kategori: Sefgilim ve ben

efem arkadaşım Dileks in yoğun istekleri üzerine ben de tarif veriyorum, benim tarzım deel ama her kek yaptıgımda Dileks in haberi olduğu için bana kızıyor niye, yayınlamıyorsun diye , ben de kek değil ama özel yemeğimi yapmışken yayınlayayım da şu Dileksi üzmeyeyim dedim ,

İTALYAN USULÜ SEBZELİ MAKARNA

malzemelerimiz :

-bir paket kepek makarna (şefin tavsiyesi kepek olması ,daha lezzetli oluyor , hem ne dersem o tamam mı , kepek dedik o kadar )

-iki adet küççük boy kabak

-bir adet küçük boy patlıcan

-iki üç adet taze fasulye

-dört diş sarımsak (orta boy )

-bir küçük boy havuç (yoksa kullanmayın ya bir makarna için gidip havuç da almayacaksınız herhalde )

-sıvıyağ (siz hangisini kullanıyorsanız ama şefiniz soya yağı öneriyor tüm yemeklerde , şeflikte yakıştı bana havalı oldum )

-tuz(miktarını yazmama gerek yok , iki su bardağı değil herhalde )

 

yapılışı :

-kabak , patlıcan ve havucu uzun ince çubuklar halinde kesin (yıkayın demiyorum , deli değilsiniz ya yıkarsınız herhalde), domates dışındaki tüm malzemeleri kapalı bir tavada pişirin , pişme işleminin tamamlanmasına yakın ,domatesleri de atıp, hepsi tamamen pişince ocaktan alın çöpe atın (şaka be onca nimet günah olur valla )

-dilediğiniz şekilde ya da paketin arkasından bakarak pişirdiğiniz makarnayı da süzdükten sonra tavadaki malzemelerle karıştırıp güzelce servis yapın(eğer paketteki tarifle de makarna yapamıyorsanız kendinizi yüksek bir binadan atın )

AFİYET OLSUUNN

efendim ara bir bilgi vermek istiyorum , yemekten önce kameranın şarjı bittiği ve de sefgilimin telefonu güzelim yemeğimi net çekmediği için bu fotoyu koydum, fotonun çekiminden beş dakika sonra, sefgilim ve ben tarafından beş dakika içinde mideye indirilmiş ,koca bir kase bol lezzetli makarna var, sevgimle

Kalıcı Bağlantı Yorum (10) Yorum yaz!

eğlenceyle aksilikler karışırsa

7/8/2006 · Kategori: Sefgilim ve ben

Hafta sonu hemen hemen her hafta sonu yaptığımız gibi Karşı tarafa ( Anadaolu yakasına ) SEdat ve Melahat arkadaşlarımıza geçtik, düğün yüzünden iki aydır görüşemeyen biz fantastik dörtlüler , bu sefer SEfgilim Denizle Sedatın biiiiin yıllık arkadaşi Umutu da kattık aramıza.

Biraz hasret giderdikten sonra hemen ayağımdaki ayakkabının azizliğine uğrayan beni bu işkenceden kurtarmak için en yakın alışveriş merkezine gidip ayacıklarıma yeni terlikler aldık, bu durumu da böylece halleden ekip , doğrruuu Bağdat Caddeye yollandık , karnımızı doyurduktan sonra Cadde bostana indik , yaklaşık yarım saatlik aramanın üstüne zorla bulduğumuz park yerinden çıkarken , çok beğendiğim o arabadan gördüm ve hemen fotobahçem olarak resmini çektim.)Bu arabayı nerde görsem resmini çekiyorum sefgilimle tramvay durağında beklerken caddenin karşısındaki arabanın resmini çekmeye çalışırken tramvayın altında kalcaktım. :P)

sahilde ufak bir yürüyüş yaptıktan sonra , migrosmarkete girip içmek için bişiler aldık, sahilde oturmaya karar verdik , deniz ve mehtap deyip tam romantik bir hava yaşayacaktık ki , denizde yüzen ilgin. bir kara hayvanına rastladık.Ayaklarımızı uzattığımız yere doğru yüzen bu çok da şirin canlı, Melahat ve benimle beraber yanımızda oturan pek çok bayanın aynı anda ve tiz çığlıklarla nasıl da birden bire ayağa kalkabileceğini gösterdi.

 

Neyse efem , fare kardeş bir iki turdan ve etraftaki meraklı gözlerin onun üzerindeki ilgisi dağıldıktan sonra kayboldu, bizde gecenin geç saatlerine kadar uzun ve daha çok düğünle ilgili sohbetler yaptıktan sonra , eve döndük.

Ertesi gün bizim için erken başlayacak ve geç bitecekti.İlk hedefimiz yolda güzel bir yer bulup kahvaltı yapmaktı. Ama geçtiğimiz yerler daha çok bir hayvanat bahçesi havasındaydı,

uzun ve bilmediğimiz yollardan sonra güzel bir yerde kahvaltımızı yaptık.

veeeee

Şİleye doğru yollandık ,

 

bol bol yüzüp güneşlendikten sonra saat dört buçuk sularında yola çıktık . Ama o da ne ??

 

Tüm insanlık sanki bizim için pusu kurmuş ve dört buçuk sularında yola çıkmıştı ,

Dayanılmaz olan trafik mi ,sıcak mı diye düşünürken şöförümüz Sedat eski şile yoluna girip konvoydan kurtulabileceğimizi ama yolu hatırlamadığını fakat pek çok araç sağa döndüğüne göre yolun orası olduğunu söyleyip sağa saptı , 2 dakikayı geçmeyen bir süre sonunda önümüzdeki pek çok AKILLI ile beraber aynı yola çıktık , neyse efeem konvoy halindeki araçlara , arada artistlik yapıp taaaa gerilerden gelip yol istemeye çalışan sivri araç sürücülerine ragmen yolumuza sakin sakin devam ederken arabadan yanık kokusu gelmeye başladı, o kalabalıkta sağa çekip daracık bir yerde kaportayı açan  ve motordan çooooook anlayan üçlü Sedat , Deniz ve Umut arkideşler , 5-6 metre ilerideki dinlenme tesisinde aracı dinlendirmeye karar verdiler.

 

Meğer sıfır model olan aracımızın debriyaj balatası sığırmışmış da , bizim biraz daha keyif yapmamızı istemiş, çünkü mola verdiğimiz yer , ormanın içinde , gözlemeler ve yayık ayranlar yapan çok şirin insanların çalıştığı güzel bir yerdi.Ben tabiiki hemmen kendimi hamağa attım,

gözlememi yedim ve kana kana ayranımı içtim.Sedat dışında herkes gözlemesini yiyip ayranını içti.

BU arada çok streste olan Sedatı arabasından sonra bir süpriz daha bekliyordu.

bu ufak arkadaş , az önce Sevgili eşiyle tartıştığı için arabanın bozulduğunu düşünüp gönlünü almaya çalıştığı Melahat tarafından sürekli reddedilen Sedatın ansızın omzuna kondu.ani bir refleksle onu yere atan Sedatın gerginliğini gidermek ve düldülümüzü biraz daha  dinlendirmek için beş kişilik tavla turnuvası düzenleyip ,tesisin sahiplerine bol teşekkür ettikten sonra yola çıkıp ,yavaş yavaş kadıköye geldik, SEfgilimle deniz otobüsüne binip Bakırköyden eve kestirmeden geceriz de bir an önce evvmize gideriz diye sevinirken veee kadıköyde taaaaa deniz otobüsleri durağına kadar yürümüşken,otobüsü çoktaaan  kaçırdığımızı gördük, Sefgilim günün bunca aksilikle geçmesine bozulmuşve bizde yine 10 dakikalık bir yol yürüyüp Eminönü iskelesine yürümüşken bu seferde Eminönü vapurunun bittiğini Karaköy vapuru kaldığını görüp iyice gerildik , amaaaa vapura binip te

 

şu Haydarpaşayı görünceee tüm stresimiz geçti ve , sevgi dolu gözlerle gecenin 12sinde evimize döndük.

Herkese neşeli hareket dolu günler diliyoruuuum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

işte geldim

31/7/2006 · Kategori: Sefgilim ve ben

Nihayet dört yıldır beklenen gün geldi de geçti bile , ben ve sefgilim önce antalyada sonra Giresunda ikişer kez gelin ve damat olduk , çok güzeldi, hayatımın en güzel iki gecesiydi , Allah nazarlardan korusun kavgasız gürültüsüz bol eğlence ile bitirdik,Sefgilimin on günlük izni iki düğün arasında kaybolup gitmesin diye , istanbuldan Antalya ya düğünümüze gelen Ebru ve Arben arkadaşlarımızla Antalyadaki düğün sonrası bol bol gezdik , olimposa gittik,

 

 

kemere gittik , bol bol da yüzdük ,

Salı gecesi Giresuna  geçip, çarşamba günü de nikah için gereken nüfus kaydı ve sağlık raporunu hallettik , perşembe misafirlerimizle ilgilenip , cumada 2. düğünümüzü yaptık , iki tane olması çok iyi oldu , çünkü gerçekten dedikleri gibi çok çabuk geçiyor ve anlamıyorsunuz , birde iki düğünde birbirinden çok farklı kültürlerde olduğu içinde eğlenceli oldu çünkü Antalya da bol bol efeler ve harman dalı oynanırken , Giresun da Giresun karşılaması , horon ve Trabzon kolbastısı oynandı , ben Giresuna pek ayak uyduramasam da eşlik etmeye çalıştım .

Düğünün beni en mutlu eden bölümlerinden biri de antalyadaki düğünden sonra tüm arkadaşlarımız ve genç ekiple birlikte Beach parka inip orada köpük partisi olan bir discoda sabah dörde kadar dans etmemizdi ,

Canım dayıcığım sağolsun, biz oraya gitmeden bize özel bir koltuk etrafına çiçekler ve çok güzel bir kokteyl hazırlatmış , tabii oraya giderken insanların bizi alkışlaması ve tebrik etmesine biraz utansak da , çok onure ediciydi.

Antalyadaki düğünün ortalarına doğru yanıma gelen kuzenim

-Siz gitmeden düğün bitmeyecekmiş , hadi artık eve gideceğim de , ben çok yoruldum deyip durdu.

Hatta biz oynarken

- yeter artık bu kadar gelin olduğun, çok oynadın hadi eve gidelim diyen şaşkozun yorgunluğunun nedeni ,sabahtan yüzmeye gitmesiydi.

Tabii kendini iyi bilen biri olarak ben topuklu ayakkabılarla başedemezsem diye spor ayakkabı almayı unutmadım ve geceye o ayakkabılarla devam ettim , tüm gece elinden kamerasını düşürmeyen Sefgilimin biricik kardeşi Yusuf bu anı da ölümsüzleştirmeyi unutmadı .

Giresuna işlemler için aşkım ve ben önden gittik ya, mükemmel hazırlanmış bir kapıyla karşılaştık , etrafına tüller ve çiççekler geçirilmiş , üzerinde de yine tülden kocaman bir kalp ve kalbin içindede minik çiçekler olan kapıdan anneanne , teyzeler , halalar , komşular ve en çok utanmama sebep olan Denizin babasının alkışlarıyla sefgilimi

- Kucağına al ,al, al, sesleri eşliğinde sefgilimin kucağında içeri girdim, sanırım asla unutmayacağım ve ne kadar çok önemsendiğimi hissettiren anlardan biriydi.

Giresundaki düğünün sonunda da Denizin arkadaşları Denizi sırtlarında  havalara atarak uğurlarken ,düğündeki bayanlarda beni havaya attılar , Denizin arkadaşları Giresundaki düğündeki en büyük masaydı ve gözlerinden Denizi ne çok sevdikleri anlaşılıyordu , herkes oynarken , düğünün her hangi bir ayrıntısından bahsederken bize mutluluklar dileyip, hep böyle neşeli olun , birbirinize hep böyle güzel bakın gibi dileklerde bulundukça ne çok sevildiğimizi anladım ve  çok mutlu oldum.Sanırım sayfalarca düğünden bahsedebilirim ama bu sizi sıkar benim de parmaklarımı yorar,

YOKLUĞUMDA BANA YAZAN VE İYİ DİLEKLERDE BULUNAN HERKESE TEŞEKKÜR EDERİM ,

SEVGİMLE 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (15) Yorum yaz!

mutlu olmaya gidiyorum

30/6/2006 · Kategori: Sefgilim ve ben

 

 

 

Ve işte o gün geldi çattı , aşkımla dört yıldır flört ediyoruz ,

3 buçuk yıldır bu ilişki evlilikle sonuçlansın istiyoruz ,

 

 

canım sefgilimle dört yıla pek çok anıyı sığdırdık ,

biliyorum ki çok daha güzel anılarımız daha olacak ,

onu öyle çok seviyorum ki ,

düğün günü yaklaştıkça bir yandan heyecanlanıyorum

çünkü beyaz atlı prensim ve ben peri masalımıza çıkacağız,

 

bir yandan da rahatlıyorum bunca yılın bunca koşturmanın sonucunu alacağız.

 

 

üniversitenin ilk yıllarında gelecekte mesleki kariyer yapacağım ve işimle evli olacağım diyordum,

aşkım hayatıma girip kendim dışımda başka bir insan içinde endişelenmenin ,

meraklanmanın mutluluğunu tattırdı bana ,

 dört yıldır ,

annem

babam

en yakın arkadaşım,

can dostum oldu ,

sevgisini hele hele sabrını ,

benim pek çok zorlayıcı davranışıma rağmen yitirmedi ,

 

 

asker yolu bekledim örneğin, on beş ay,

sabrı öğrendim ben

 

6 ay boyunca her gece onun ellerini tekrar tutmanın hayalini kurup ,

altı ayın sonunda sadece bir saat onu görebilmek için 8 saat yolculuk yapıp ,

8 saatin sonunda bir saat görüp sekiz saat tekrar yola çıktım sonra,

özlemi öğrendim ben

 

 

İstanbulda tek maaşla hem de işsizlik stresiyle baş ettik biz başbaşa,

yokluğa rağmen dayanmayı öğrendim ben

 

okuduğum bir kitapta kahraman askerde şehit düştü diye

,merasim ekibinde olan aşkımı telefona versin diye saatlerce dil döktüm santraldeki askere nedenini söyleyerek (vermedi ,ama beni teselli etmeye çalıştı)

endişenin başkası için duyulduğunda sevgiden doğduğunu öğrendim ben

 

ellerini tutarken yüzünü sevmeyi özlemeyi

yüzüne dokunurken ellerini özlemeyi yaşadım aşkımla ben ,

yanyanayken bile hasreti öğrendim ben

 

ateşlenip hastalandığım ve ilaçlardan hiç uyanmadan yattığım üç gün boyunca,

belli belirsiz gözlerimi açtığım anlarda, panikle ama sevgiyle bana bakan o bir çift gözü gördüm,

önemsenmenin önemsemek kadar güzel olduğunu öğrendim ben

 

hiç beklemediğim kendimi hayatın kimbilir hangi gereksiz olayı yüzünden mutsuz hissederken ,

onun gönderdiği bir mesaj ,

ya da

yazılı küçük bir not sayesinde toparlamayı öğrendim ben,

sevginin küçücük bir bloknotta bile gösterilebileceğini öğrendim ben

 

daha neler anlatabilirim neler burada,

beni mutlu eden ,

kendime ve aşkıma sahip çıkmama sebep olan,

öğretilemeden öğrendiğim

bu evliliğe giderken kendimi böylesine mutlu hissetmeme neden olan,

 

 

gidiyorum işte ,

mutlu , çoşkulu , sevgi dolu,

gidiyorum,

 

aşkımın üzerinde damatlığı

ben üzerimde gelinliğim 

tescilli sefgili olmaya,

yıllardır yaptığımızı orada tekrar yapacağımızın sözünü vermeye ,

yani hastalıkta sağlıkta

iyi günde kötü günde,

hep birlikte olacağımızın sözünü vermeye gidiyoruz.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (13) Yorum yaz!